İSLAM ve BİLİM - ALTUNTOP.ORG

ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

 

 

 

ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

ZİYARETCİ DEFTERİ

TAVSİYE EDİNİZ.

SAYFA YÜKLENİYOR.

LÜTFEN BEKLEYİNİZ.

WWW.ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

Atatürk İnkılâpları Ne Kadar Millî idi?

İSLAM ve BİLİM

ANA SAYFA

****

İSLAM ve BİLİM

****

ÖNSÖZ

****

POPULER KONULAR

****

SON EKLENENLER
****

YENİ 20 SAYFA

* MÜSLÜMANIN SAATİ

****

* İSRAİLİYAT NEDİR, NE DEĞİLDİR?

****

* CAHİLİYE DÖNEMİNDE NESİ' OLAYI

****

* MÜSLÜMANLAR UYANIK OLMALIDIR

****

* İSLAMDA İLK FİTNE

****

* FAYDALI İLİM ÖĞRENMEK

****

* BİYOLOJİK TEHLİKE VE AHLÂK

****

* BUDA KİMDİR VE BUDİZM NEDİR?

****

* İLİM ÖĞRENMEK

****

* ŞEYTAN CİNLERDENDİR - MELEK DEĞİLDİR

****

* Okuma - Yazma Komedisi.

****

* İSLAM AÇISINDAN DİN ve BİLİM

****

* SEBE MELİKESİ BELKIS'IN TAHTININ NAKLİ

****

* ZAMANIN BİLİMSEL GERÇEĞİ

****

* Güneş Batıdan Doğacak

****

* KIYAMET ALAMETLERİ

****

* KAİNATIN YARADILIŞI

****

* BİLİM DİLİ NİÇİN İSLÂMÎ DEĞİL?

****

* Kuşlar Neden -V- Şeklinde Uçarlar

****

* ZEM ZEM SUYUNUN HİKMETLERİ

****

****
****
KATEGORİLER
****
MÜSLÜMAN
BİLİM ADAMLARI
****
RUYET-İ HİLAL MESELESİ
****

ALTUN SAYAC

Aktif Ziyaretçi: 1
Bugün Gelen Ziyaretçi: 287
Toplam Ziyaretçi: 1293590
IP Adresiniz: 54.156.67.122
Çözünürlüğünüz:

Sitemizi ziyaretiniz

****
ANA SAYFA
****

    

 
    Uğruna beş yüz bin (500.000) can alınan (1) Atatürk inkılâpları, üzerinden takribî 80 sene geçmesine rağmen, henüz tam anlamıyla tartışılamamakta, tenkit edilememektedir. Gerek hukukî maniler, gerek Kemalist mahalle baskısı bu konuda nefes almayı dahi suç addetmektedir. Şükür ki, internet var.. İnsanlar, taassubana bir şekilde susturuldukları bu konuda, internet tarikîyla kendini ifade edebilmekte, tenkidini yapmaktadır. İnkılâplar hakkında konuşulabilse de, 5816 sayılı kanun gereği, hâlâ Mustafa Kemal Paşa, dokunulmazlığını korumakta, her türlü eleştiriden berî kalmaktadır. “Bir insan neden kanunla korunur?” sorusu da, akıllarıdaki tazeliğini korumaktadır.
     Bu yazımızda, Atatürk inkılâplarının ne derece millî olduğunu sorgulamak istiyoruz. Bıçak gibi keskin bir şekilde dönüştürülmeye çalışılan millete, acaba ne derece kendini ifade eden, kendinden bir şeyler dayatılmıştı?
     Mesela kıyafet konusunda yapılan dayatmalardan başlayalım. Dayatma diyoruz, çünkü rıza ile değil, emri vakî ile yerleştirilmeye çalışılmıştır. Şapka takmayanların başına katranlar sürülmüştür. Bir devrimcinin, devrimlerini yerleştirme telaşı(!) deyip, bu cebir hareketlerini mazur görelim. Lakin mazur görülemeyecek bir nokta vardır ki, millîlik ve Türklük edebiyatının her nev’ini yapan Mustafa Kemal Paşa, bunu fiiliyata dökmede, pek de samimi durmuyor. Osmanlıların kıyafetini, “altı kaval, üstü şişhane” (2) olarak niteleyip, Türk değil Arap kıyafeti olduğunu söyleyip millilik edebiyatı yaparken, 28.8.1925 tarihinde İnebolu’da yaptığı konuşmada “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeğe mahal yoktur. Medenî ve beynelmilel kıyafet milletimiz için layik bir kıyafettir. Onu giyeceğiz.” diyerek tezada düşebiliyordu.
     Bu tezad sadece kıyafet konusundaki yapılanlarda yoktu. Harf ve lisan üzerine yapılan inkılâplar daha derin tezadlar ihtiva ediyordu. Yine “Arabındır, Türklükle alâkası yoktur” denilen alfabe atılıp, Türklükle alâkası olmayan bir alfabe (Latin alfabesi) alınabiliyordu. Arabî ve Farsî kelimeleri atarken, Fransızca yahut da İngilizce ve hatta Moğolca bir kelime almakta bir mahzur görülmüyordu. Moğolların, İslamî terakkiye en büyük darbeleri vurduğu düşünülürse, bunun hiç de normal bir durum olmadığı ortaya çıkar. Acaba inkılâpların asıl amacı ne idi sorusu, akıllarda çakmaya başlar..
     Hukuk alanında yapılan inkılâplar da farklı değildi. Bir topluluğun tâbi olacağı kanunlar, o topluluğun din ve örfüne mütabakatı mecburi iken, Türk milleti ve Müslüman ahali ile zerre ortak yanı bulunmayan İsviçre’den kanun-i medeni alındı. İsviçre’den alınmasının sebebi de, İsviçre kanun-i medenisinin alanında en iyisi olduğundan değil, Adliye Vekili Mahmud Esad Bozkurt’un, İsviçre'de tahsil görmüş olmasındandır. Bunu Kemalist yazar Fethi Gözler şöyle açıklıyor:
    “(…) İsviçre’de okuyan hukukçuların Türkiye’de idare başına geçmesi İsviçre Kanun-i Medenisinin tercih edilmesine sebep olmuştur”(3)
      İnkılâpların ne derece millî(!) olduğunu ispatlamak için, sayısız delil vardır. Ölçü, saat, takvim, hafta tatilleri, sanat alanındaki yenilikler… Bazıları, bunların beynelmilel arenaya uymak için yapıldığını savunacaktır. Ama bunun aslında böyle olmadığını, asıl sebebinin ne olduğunu İsmet Paşa itiraf etmektedir, lakin ondan önce sanat alanındaki değişiklikler için bir iki kelam etmek isteriz.
Osmanlı’dan bize kalan nice sanat vardır. Ebru, hat, minyatür, çini ve daha niceleri..
  Şimdii “sanatsız kalmış bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir” diyen Mustafa Kemal Paşa, neden Osmanlı’dan gelen bu sanat dallarını ölüme terk edip, batının sanatlarının peşine düşmüştür? Bu da cevaplanması gereken ayrı bir soru.. Buna kimse, “gelişmiş devletlere uyum sağlamak için” gibi bir safsata ile yaklaşmasın.
     Gelelim yukarıda bahsettiğimiz İsmet Paşa’nın itiraflarına.. İtiraf diyoruz çünkü devranın dönmeyeceğini düşünerek konuşmuştur Paşa! Evet, şimdi size İnönü’den iki farklı inkılâp için, iki farklı (öz olarak aynı) itirafını iktibas edeceğiz..
    "Şapka inkılabından sonra diğer bir arkadaşımızın, Ankara valisi Yahya Galip Beyin bir ziyaretini hatırlarım. Aynı zamanda mebus olarak bulunan Yahya Galip Bey de çok yakınımızdı. Bir teklifi vardı. Nedir? dedim.
    -Şapkanın orta yerine bir ay-yıldız koyalım. Diğer milletlerden farkımız belli olur? dedi. Teklifi bu. Yahya Galip Beye:
    -Canım biz bunları farkımız olmasın diye yapıyoruz. Sen ne teklif ediyorsun, tarzında çıkıştım.."(4)

      Bir diğer itirafı:
     "Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Okur-yazar oranının düşük oluşunun yegâne sebebi alfabenin öğrenilmesinin zor olduğu değildi. Uzun yıllar devlet eğitim sorununa eğilmemiş, kütlesel eğitime önem vermemişti ; vermiş olsaydı şüphesiz ki daha yüksek olurdu. Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı.(...) Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik.(...)
    Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı."
(5)

    Her şey gayet net değil mi? Batılılışmayı, inkılâplaşmak değil inkilâplaşmak olarak anlayan zihniyete, bir de İslam düşmanlığı eklenince, ne kadar İslamî ve İslam’ı temsil eden Osmanlıya ait mefhum varsa, toptan tasfiye edildi.. Bugün, bu hamlelerin sonucu olarak, Batının ilmi değil, kala kala ahlâksızlığı kaldı elimizde.. Hayırlı olsun.
   
   
   * DİPNOTLAR :
    (1)"İrtica ile boğuşmanın istilayı söküp atmaktan daha lâzım ve zor olduğunu belirtmek isteriz. Onun içindir ki, Kurtuluş savaşındaki(10bin) can kaybının 50 kat fazlasını irtica ile savaşta verildiğini hatırlatmak gerekir. (..) "
  Kaynak: Falih Rıfkı Atay, Eski Saat, Sh: 330
   (2) Fethi Gözler, Atatürk İnkılâpları .Sh: 130
   (3) Fethi Gözler, Atatürk İnkılâpları .Sh: 104
   (4) İnönü'nün hatıraları, Ulus gazetesi 5 Nisan tarihli nüsha
   (5) İnönü, Hatıralar. C.II .Sh:. 223

    
  
    ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** **
       * *  MEHAZLAR :
    *  http://yuzde100osmanli.blogspot.com  Web Sitesinden İktibas edildi...
  
*
  
** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** ** **
  
** 
  **
  
    

ANA SAYFA
****
****
face paylaş
****

YASAL UYARI

****
İLETİŞİM SAYSASI
****
****
****
FACEBOOK  SAYFAMIZ
 ****
HABERLER
****
ANA SAYFA
****

** ** ** ** ** ** ** ** **

Bu site en iyi Internet Explorer 5.0 ve üzeri sürümlerde  1024x768 piksel ayarlarında görüntülenir.

COPYRIGHT © 2005 BY ALTUNTOP.ORG / Abdülhakim ALTUNTOP HER HAKKI SAKLIDIR.