• ********
  • ***********

İSLÂM ve BİLİM

İSLÂM ve BİLİM - BİLİM ADAMLARI - IBN-I SINA

IBN-I SINA

Dünyadaki bütün ilim çevreleri tarafından dünyanın gelmiş geçmiş en değerli alimlerinden biri olarak kabul edilen İbn-i Sina'nın, henüz 18 yaşındayken çağının bütün ilimlerini öğrendiği bilinmektedir. Tıp şaheseri olarak kabul edilen ve kısaca el-Kanun olarak tanınan el-Kanun Fi't-Tıb (Tıp Kanunu) adlı eseri, fizyoloji, hıfzıssıhha (sağlık koruma), tedavi ve farmakoloji (ilaçlarla ilgili bilim dalı) konularına ayrılmıştır. Beş ciltlik ve yaklaşık bir milyon kelimelik büyük bir tıp ansiklopedisi olan bu eser, gerek içeriği gerekse hazırlanış tarzı bakımından, asırlarca dünya tıp literatürüne yol göstermiştir. On üçüncü yüzyıldan itibaren Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulurken, çağın Fransası'nın en meşhur tıp fakülteleri olan Montpellier ve Lauvain Üniversitelerinin de temel ders kitabı olmuştur. Kendisinden sonra, yeni tıbbın doğuşuna kadar Türkçe, Arapça, Farsça ve çeşitli Batı dillerinde yazılmış eserlere kaynaklık etmiştir. El-Kanun'da söz edilen tıbbi bilgilerin büyük bir bölümü bugün dahi geçerliliğini korumaktadır.
Batı dünyasında Avicenna ismiyle tanınan İbn-i Sina, tıp dünyasında ilk defa tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak ayırmıştır. Ayrıca cerrahi tedavinin sağlıklı olarak yürütülmesi için anatominin önemini vurgulamış ve hayati tehlikenin çok yüksek olmasından dolayı tercih edilmeyen cerrahi tedavi ile ilgili örnekler vererek, ameliyatlarda kullanılmak üzere aletler tavsiye etmiştir.Batı dünyasında Avicenna ismiyle tanınan İbn-i Sina, tıp dünyasında ilk defa tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak ayırmıştır. Ayrıca cerrahi tedavinin sağlıklı olarak yürütülmesi için anatominin önemini vurgulamış ve hayati tehlikenin çok yüksek olmasından dolayı tercih edilmeyen cerrahi tedavi ile ilgili örnekler vererek, ameliyatlarda kullanılmak üzere aletler tavsiye etmiştir.
Tıpla ilgili eserleri incelendiğinde İbn-i Sina'nın günümüz tıp dünyası için bile geçerli olan pek çok fikre sahip olduğu görülmüştür. Hatta tıbbi araştırmaları sırasında bazı hastalıkların bulaşmasında gözle görünmeyen birtakım varlıkların etkisi olduğunu, yani "mikropların" varlığını fark etmiş ve bu bilinmeyen varlıklardan eserlerinde bahsetmiştir. Deri altına iğneyi ilk yapan, ameliyatlarda narkoz kullanımını ilk uygulayan, mide ve bağırsak hastalıklarını bilimsel anlamda ilk inceleyen, ruhsal durumların sindirim sistemi üzerindeki etkilerini ilk saptayan, yüz felcinin nedenlerini ilk bulan, mide ve bağırsak kurtlarını ilk tanımlayan, solunum sistemini ilk tanımlayan hekim İbn-i Sina idi.173 Batı dünyasında Avicenna ismiyle tanınan İbn-i Sina, tıp dünyasında ilk defa tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak ayırmıştır. Ayrıca cerrahi tedavinin sağlıklı olarak yürütülmesi için anatominin önemini vurgulamış ve hayati tehlikenin çok yüksek olmasından dolayı tercih edilmeyen cerrahi tedavi ile ilgili örnekler vererek, ameliyatlarda kullanılmak üzere aletler tavsiye etmiştir.
Günümüz tıbbına ışık tutan görüşleriyle İbn-i Sina hekimlerin piridir.
* [(Ahlâk-ı Alâî) kitâbında diyor ki, (İbni Sînâ, (Mu’âd) kitâbında, kıyâmetde dirilmeği inkâr eyledi. Öleceğine yakın, gusl abdesti alıp, vezîr iken yapdığı zulmlere tevbe etdiği söyleniyor ise de, i’tikâdı bozuk olanın guslü, nemâzı ve düâsı kabûl olmaz buyuruldu). Eflâtun ve Aristo gibi eski Yunan felesoflarının da yanıldıklarını ve bu yüzden medeniyyetin asrlarca geri kalmasına sebeb olduklarını yirminci asrın fen adamları bildirmekdedir.

* İbn-i Sînâ, tıp ilminin yanında bilhassa felsefe alanında tanındı. Onun felsefesi, yeni Eflâtunculuk olarak tanınmıştır. Madde hakkındaki görüşleri, îmân-akıl-mantık üzerine ileri sürdüğü fikirler, rûhun mâhiyeti, öldükten sonra dirilme, vahiy ile ilgili şahsî inançları ve nihâyet Yunan filozoflarının sözleriyle peygamberlerin bildirdiklerini ve kelâm âlimlerinin sözlerini birbirleriyle birleştirmeye kalkması, onu İslâm dîninin îtikât esaslarından uzaklaştırmıştır. Başta İmâm-ı Gazâlî olmak üzere İslâm âlimleri, onun sözlerine cevaplar yazarak bozuk ve yanlış taraflarını kitaplarında ispat ettiler. İmâm-ı Gazâlî Tehâfet-ül-Felâsife kitabında İbn-i Sînâ’nın ve felsefecilerin yirmi meselede dalâlete düştüklerini yâni sapıttıklarını ve bunlardan üç meselede de dinden ayrılmış olduklarını bildirdi. Bu üç mesele; Allahü teâlânın ilmi, âlemin yaratılışı ve öldükten sonra dirilme hakkındadır. İbn-i Sînâ’nın, Mu’âd kitabında öldükten sonra dirilmeyi inkâr ettiği, Ahlâk-ı Alâî ve İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Meârif-i Ledünniyye kitaplarında bildirilmektedir.

****

ALTUNTOP.ORG
ALTUN SAYAC

ALTUN SAYAC

Aktif Ziyaretçi: 3
Bugün Gelen Ziyaretçi: 1338
Toplam Ziyaretçi: 4605494
IP Adresiniz: 34.229.119.176

Çözünürlüğünüz:

Sitemizi ziyaretiniz

SİTE İÇİ ARAMA MOTORU
--------
*** ***

** MADDE İLE MANANIN; RUH İLE VÜCUDUN;

AKIL İLE ZEKANIN BULUŞTUĞU ADRES : İSLAM ve BİLİM

Özbağlı Abdülhakim ALTUNTOP