İSLAM ve BİLİM - ALTUNTOP.ORG

ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

 

 

 

ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

ZİYARETCİ DEFTERİ

TAVSİYE EDİNİZ.

SAYFA YÜKLENİYOR.

LÜTFEN BEKLEYİNİZ.

WWW.ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

CAHİLİYE DÖNEMİNDE NESİ' OLAYI

İSLAM ve BİLİM

ANA SAYFA

****

İSLAM ve BİLİM

****

ÖNSÖZ

****

POPULER KONULAR

****

SON EKLENENLER
****

YENİ 20 SAYFA

* MÜSLÜMANIN SAATİ

****

* İSRAİLİYAT NEDİR, NE DEĞİLDİR?

****

* CAHİLİYE DÖNEMİNDE NESİ' OLAYI

****

* MÜSLÜMANLAR UYANIK OLMALIDIR

****

* İSLAMDA İLK FİTNE

****

* FAYDALI İLİM ÖĞRENMEK

****

* BİYOLOJİK TEHLİKE VE AHLÂK

****

* BUDA KİMDİR VE BUDİZM NEDİR?

****

* İLİM ÖĞRENMEK

****

* ŞEYTAN CİNLERDENDİR - MELEK DEĞİLDİR

****

* Okuma - Yazma Komedisi.

****

* İSLAM AÇISINDAN DİN ve BİLİM

****

* SEBE MELİKESİ BELKIS'IN TAHTININ NAKLİ

****

* ZAMANIN BİLİMSEL GERÇEĞİ

****

* Güneş Batıdan Doğacak

****

* KIYAMET ALAMETLERİ

****

* KAİNATIN YARADILIŞI

****

* BİLİM DİLİ NİÇİN İSLÂMÎ DEĞİL?

****

* Kuşlar Neden -V- Şeklinde Uçarlar

****

* ZEM ZEM SUYUNUN HİKMETLERİ

****

****
****
KATEGORİLER
****
MÜSLÜMAN
BİLİM ADAMLARI
****
RUYET-İ HİLAL MESELESİ
****

ALTUN SAYAC

Aktif Ziyaretçi: 1
Bugün Gelen Ziyaretçi: 290
Toplam Ziyaretçi: 1293593
IP Adresiniz: 54.156.67.122
Çözünürlüğünüz:

Sitemizi ziyaretiniz

****
ANA SAYFA
****

    

 
    * Güneşin hareketleri esas alınarak hesaplanan aylara "şemsî aylar", ayın hareketlerine göre belirlenen aylara ise "kamerî aylar" denir. Oniki kamerî ay şunlardır: Muharrem, Safer, Rabîul-evvel, Rabîul-âhır, Cumâdel-ûlâ, Cumâdel-uhrâ, Recep, Şa'ban, Ramazan, Şevvâl, Zilka'de, Zilhicce. Bu ayların toplamı da "Kameri yılı" meydana getirir. Güneş yılı 365 gündür. Kameri yıl ise bundan on gün kısa olup, kamerî aylar her yıl on gün önce başlamış olur. İşte İslâm'da ve önceki semavî dinlerde günlük, aylık veya yıllık bir takım ibadet ve muâmelelerde kameri yıl ve aylar esas alınmıştır. Orucun Ramazan ayında tutulması, hac ibadetinin Zilhicce'de yapılması, yıllık zekatın kameri yıl sonundaki zenginlik durumuna göre hesaplanması gibi.
    Kur'an-ı Kerim'de bu aylar şöyle açıklanır: "Gerçekte ayların sayısı Allah yanında, Allah'ın kitabında gökleri ve yeri yarattığı günden beri on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu en doğru hesaptır. O halde bu haram aylarda kendinize zulmetmeyin. Ancak müşrikler sizinle topyekun savaşa kalkışırsa, siz de onlarla topluca savaş yapın. Bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir" (et-Tevbe, 9/36).
   Ayette sözü edilen haram aylar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep'tir. Arap toplumu İbrahim ve İsmail peygamberlerden beri bu on iki aydan dört ayı haram kabul ediyor, bu aylarda çapulculuk, savaş ve kıtal yapmıyorlardı. İbadetle meşgul olmak bu ayların simgesi gibiydi. Onlar bu aylara o kadar saygı gösterirlerdi ki, bir kimse yolda babasını öldürene rastlasa ona el kaldırmazdı. Ancak bu dört aydan üçü yani Zilkade, Zilhicce ve Muharrem peşpeşe geldiği için geçimleri yalnız savaşa dayalı olan kabilelere, üç ay savaşsız kalmak güç gelmeye başlamıştı. Bu yüzden aylardan birini geri bırakıp ayların sırasını değiştirmişler ve böylece on iki ayda dört ayı kısaltmak ve haccı dört mevsimden işlerine gelen bir mevsimde yapmak için altı haftada birer haftadan yirmi dört ayda bir ay arttırıp genişletmişler ve bu durumda bir yıl on iki buçuk ay itibar edilmesi gerekirken, dört haftayı ikinci yıl sonuna bir ay olarak toplayıp, bu yılı on üç ay yapmışlar, ancak bu on üçüncü ay yılın sonu olan Zilhicce'yi takip ettiğinden gerçekte Muharrem olması gerekirken, araya sokulmuş başka bir ay itibar edilerek Muharrem, Safer'e tehir olunup, gelen yıl bir ay geriye atılmış ve bundan dolayı da artık aya "Safer-i âhir" denilmiştir. Bu geri bırakma işine "nesî"' terimi kullanılır olmuştur.

   
  İslâm'dan önceki arapların uygulamasında peşpeşe gelen üç haram ayın üçüncüsü olan Muharrem'in, Safer ayı olarak kabul edilmesiyle başlatılıyordu. Böylece Muharrem, Safer'e tehir edilmekle gelen yılın bütün ayları da geri bırakılmış oluyordu. Ancak geri bırakma Muharrem ayı ile başlatılmışı için nesî' deyimi daha çok bu ayla ilgili olarak kullanılmıştır. Kâmus'ta da nesî'; câhiliyyet döneminde tehir edilen ay diye tarif edilmiştir. [ Şamil İslam Ansiklopedisi ]
     * İslam öncesi Arap toplumunda Kameri takvime 3 yılda bir 1 ay eklenerek ayların yerleri sabitlenir, aylar hicri takvimde olduğu gibi yılın mevsimleri arasında dolaşmaz, en fazla 1 aylık oynamalar olurdu. Bu duruma Nesie' ismi verilirdi. İslam Ansiklopedisi'ne göre nesi uygulaması genel gözlemde olduğu gibi sabit bir takvim oluşturmak amacıyla değil, hac ve hac ile bağlantılı panayırların yılın belirli ve uygun bir mevsiminde icra edilmesi amacını taşımaktaydı.
   * Nesi' vasıtasıyla yapılan bu fazlalık güneş yılı dikkate alınarak şöyle yapılıyordu: Güneş yılı ay yılından 11 gün fazladır. Bu ise üç yılda 33 gün eder. İşte her üç senede bir; yıllar 13 ay olunca, ayların yeri de değişmektedir. Muharrem Safer, Safer Rebiu'l-Evvel, Rebiu'l-Evvel Rebiu's-Sânî ilh... şeklinde değişip gitmektedir [    ].
    Nesi' için yapılan açıklamalardan biri de şöyledir: Araplar 6 ayda bir hafta, 24 ayda da bîr ay artırmışlar. Buna göre bir sene, on iki buçuk ay olarak hesaplanması gerekirken, ayları kameri ay olarak hesap edip, haram aylardan üçünü peş peşe getirmemek için, dört haftayı ikinci senenin sonunda bir ay olarak toplayıp kebs ederek, o yılı 13 ay yapmışlardır. On üçüncü ay, senenin sonu olan Zilhicce'yi takip ettiğinden, aslında Muharrem olması gerekirken, araya sokulmuş diğer bir ay sayılıp; Muharrem, Safer'e tehir edilip, gelen sene bir ay geriye atılarak; bundan dolayı artan aya Sa­fer denilmiş, tehir olunan Muharrem'e de Nesi' adı verilmiştir. Dolayısıyla 13 aylık sene, Nesi' senesi olmaktadır. Yani iki yıl bir aylık bir zaman; biri 12 ay, diğeri 13 aylık iki sene sayılmıştır. Her iki senede bir aylık ilâve ile. 25 senenin bir senesi çalınmış olur. Böylelikle tam bir kamer yılının haccı ve haram ayları ile ilgili hüküm terk edilmiş olmaktadır. Ayrıca İslâm'ın beş şartından biri olan hac ibadeti, ancak birinci 12 aylık sene ile, onu takip eden ilk 13 aylık nesil senesinde, asıl vaktine isabet edebilir. Geriye kalan 23 senenin hac ve haram aylarıyla ilgili hüküm, başka vakitlerde uygulanmakta idi. Haliyle 26 senede bir başlangıca dönülüp; Muharrem, Muharrem'e; Zilhicce de Zilhicce'ye denk gelen tam bir kamerî yıl olmaktadır. Dolayısıyla hac ve haram aylara riayet, tam zamanına isabet ederdi. Aşağıdaki Arapça-Türkçe cetvel, yapılan bu açıklamaların özetidir[      ].
   *
   * Araplar, haram aylarda savaşmayı yasak sayarlardı. Bu yasak, ataları İbrahim ve İsmail'in devrinden beri devam ederek kendilerine kadar ulaşmıştı. Aradan uzun zamanlar geçip kaibleri katılaşınca hac ibadetinde ve haram ayların saygınlığında değişiklikler yaptılar. Özellikle Muharrem ayında bu değişikliği yaptılar. Muharrem'in haramlığını Safer ayına erteliyorlardı. Böylece haram ayların sayısı yine dört oluyordu.Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına muvafakati sağlamak için böyle yapıyorlardı. Oysa böyle yapmakla nassa ve hacc gayesiyle konulan haramlığın hikmetine muhalefet etmiş oluyorlardı.
  Tarih kitaplarında anlatıldığına göre; Kinâne oğulları kabilesinin büyüklerinden Kalemmes adındaki bir kişi, her sene Minâ'ya gelip: Benim koyduğum hüküm reddedilmez, demiş. Araplar: Doğru söylüyorsun. Şu halde Muharrem ayının haramlığın bizde uzaklaştırıp Safer ayına ertele, derlermiş. O da kendilerine Muharremi helal, Seferi de haram yaparmış. Artık bundan sonra araplar Muharrem ayının haramlığını başka aya erteler olmuşlardır.
     Araplardan varid olduğu gibi, haram aylardaki haramlığı başka aylara naklederek ertelemek, küfrü arttırmaktan başka bir şey değildir. Çünkü on­lar kötü te'vil yaparak İbrahim (A.S.)'ın dinini değiştirdiler. Böylece Allah'a ortak koşuşlarım ve kâfirliklerini daha da arttırmış oldular. Zira helallik ve haramlık hükümlerini koyma yetkisi sadece Allah'a mahsustur. Onlar, ayın haramlığını ertelemekle, kendilerine tabi olan diğer kâfirleri de şaşırtıyorlar. Onlara, İbrahim'in dininde bulunduklarını, haram aylarda fazlalık veya ek­siklik yapmadıklarını vehm ettiriyorlar. Yaptıkları kötü işleri bu batıl şüphe le şeytan onlara süsleyip hoş gösterdi. Cenab-ı Allah hayır ve sevap işlerinde, özellikle din işlerinde kâfirler topluluğunu doğru yola asla eriştirmez. Hz. Ebu Bekir ile Ömer (R.A.), Veda haccında Peygamber (s.a.v.) efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet ederler.
   "Muhakkak ki zaman, Allah'ın gökleri ve yarattığı gündeki şekline dönmüştür". Yani haram aylarda erteleme yaparak arapların hesabında değiştikten sonra ayların hesap ve.düzeni, kâinatın yaratılışındaki aslî ilk düzenine dönmüştür [ Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri ] .
   * 
   * Cahiliye zamanında bu kamerî ayların vakitleri değiştirilmiş, savaşta bulunmak için haram olan bir ay, ileri veya geri alınmak suretiyle helâl sayılmış,helâl olan bir ay da haram gösterilmiş, yani: Dînen belirlenmiş olan günler, keyfî surette değiştirilmişti. İşte "Nesi" denilen bu hal,  [              ] âyeti kerimesiyle büyük bir küfr sayılmıştır. [Ömer Nasuhi BİLMEN]
   *
   *  
   * 
    
    Ayları Ertelemenin Hükmü
   *  İslam Alimlerinden Nesefî bu konuda şöyle yazmaktadır:   «Nesie» vakti geciktirmek demektir. Meselâ «Alış-verişte nesie yaptım» demek «süreyi geciktirerek, uzattım» mânâsındadır. Ayette ise bir haram ayın başka "bir aya ertelenmesi anlamında kullanılmıştır. Bu olayın mahiyeti şudur:
   Cahilliyye devrinde Araplar haram aylara hürmet ve saygı göstermeye inanırlardı. Bunu Hz. İbrahim'in dininden tevarüs etmişlerdi. Ancak Arapların geçim kaynakları avcılık ve korsanlık yapmaktan başka bir şey olmadığından üç ay peşisıra bu işlerden uzak kalmaları kendilerine oldukça ağır geliyordu. Haram aylarda vuku bulan savaşları, helâl aylara bırakmayı hiç hoş karşılamadıkları için, haram ayların haramlığını başka aylara ertelerlerdi. Meselâ Muharrem ayının haramlığım Safer ayına ertelemek suretiyle Muharrem ayını helâl, Safer ayını ise haram kılarlardı. Safer ayının haramlığını başka bir aya ertelemek zorunda kalırlarsa eğer, bu sefer onu da helâl kılarlardı. Meselâ onu da Rebî'ul-Evvel ayına ertelerlerdi. Artık ay be ay bu işi yaptıklarından, haramlık yılın tüm aylan üzerinde döner hale geldi.
    Araplar her bir ayda iki sene haccederlerdi. Yani iki senenin hacc'ı aynı aya rastlardı. Zilhicce'de iki sene, sonra Muharrem'de iki sene sonra da Safer'de iki sene haccederlerdi. Diğer aylar da aynı şekildeydi. Hz. Ebubekir'in Haccet'ul-Veda'dan önceki haccı Zilkade'ye rastlamıştı. Bu Zilkade'ye rastlayan ikinci haccı idi. Sonra Hz. Peygamber (s.a) ertesi yıl Haccet'ul Veda yılı geldi. Haccı Zilhicce'ye rastlamıştı. Bu bakımdan Zilhicce ayı haccın meşru olan ayıdır. Hz. Peygamber (s.a) Zilhicce'nin 9. gününde vakfeye durdu, 10. gününde Mina'da halka hutbe okudu, onlara nesie'nin kaldırıldığını haber verdi. Böylece iş sonunda, Allah Teâlâ'nın gökleri ve yeri yaratmış olduğu gündeki ay hesaplarının üzerine dönmüş oldu.
   

   * “Hey’et (astronomi) bilginlerinin tastik ettiği üzere bu söz Resulullah salla'llahu aleyhi ve alih’in bir mucizesidir. Çünkü, cahiliyet döneminde kameri aylar üzerinde uygulanan nesi olayı neticesinde kameri takvim hesapları tamamen karışmıştı. Otuz altı yıl geçtikten sonra o yıl nesi hesabıyla gerçek takvim uyum sağlamıştı. Resulullah (salla'llahu aleyhi ve selem) hiçbir rasathaneden yararlanmadan bu hutbesinde kamerî ayların tam yerini bulduğunu ve halk arasındaki hesapla gerçek hesabın birbiriyle uyum sağladığını bildirmiş ve artık, nesi yapılmasını haram kılmıştır.” ( Tuhef'ul – Ukul -  Hasan bin Ali El-HARRANÎ )
  
 *
   * Zamanın tanzimiyle oynamada tek amaç, ranttır. Böyle bir davranışta hareket noktası şükürsüzlük ve emre uymamadır. Bu nedenle nesi', küfür çemberinde önemli bir adımdır. Ancak her zaman yapılması helâl ve mubah olan şeyler cihetinden nesi' düşünülemez. Herhangi bir haram, zarurî bir durum olmadıkça haram kılındığı vakitte helâl sayılamaz [      ].
    Zaman ayarlamalarında böyle bir durum söz konusu olmadıkça nesi' meydana gelmiş olmaz. [     ]
  
    * İbâdetleri kameri yıla göre yapmak, dünyevî menfaatleri haleldar eder. O ibadetleri güneş yılına göre yapmak da dünyevî menfaatlerin nazar-ı dikkate alındığını ifade eder. Halbuki Cenâb-ı Hak, Hz. İbrahim ve İsmail (a.s.) zamanından beri, işlerin ay yılına göre ayarlanmasını emretmiştir. Binâenaleyh onları dünyevi menfaatlerini nazar-ı dikkate aldıkları için, Allah'ın kameri yılın nazar-ı dikkate alınması yolundaki emrini terketmiş, güneş yılını nazar-ı dikkate almışlardır. Böylece de Hacc ibadetini, haram ayların dışındaki başka bir ayda yapmışlardır. İşte bu sebeple Cenâb-ı Hak onları kınamış ve bunu, onların küfürlerinin artmasının bir sebebi saymıştır. Bu, onların küfürlerinin artmasına sebep olmuştur; zira, Allah Teâla onlara, Hacc ibadetlerini haram aylarda yapmalarını emretmiş, onlarsa, şubat ayına bir gün ilave etmeleri sebebiyle Hacc ibadetlerini maiûm ayların dışında yapmışlar ve kendilerine tabi olanlara da, vâcib olanın kendilerinin yapmış olduğu bu iş olduğunu; haccı "kameri" aylara göre yapmanın vâcib olmadığını telkin etmişlerdir, Böylece bu, onların bile bile Allah'ın hükmünü kabul etmeyip O'nun hükmüne karşı koyma olmuştur ki, bu da bütün müslümanların ittifakıyla küfrü gerektirir. Bu sebeple onların nesî hususunda yaptıkları bu işin, küfürlerinde bir artışa yol açtığı sabit olur. O kebîseler sebebiyle meydana gelen fazla günlerin öğrenilmesini temin eden hesap usûlü, astronomi ilminde bildirilir [Fahreddin Razi - Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb].
   

    

ANA SAYFA
****
****
face paylaş
****

YASAL UYARI

****
İLETİŞİM SAYSASI
****
****
****
FACEBOOK  SAYFAMIZ
 ****
HABERLER
****
ANA SAYFA
****

** ** ** ** ** ** ** ** **

Bu site en iyi Internet Explorer 5.0 ve üzeri sürümlerde  1024x768 piksel ayarlarında görüntülenir.

COPYRIGHT © 2005 BY ALTUNTOP.ORG / Abdülhakim ALTUNTOP HER HAKKI SAKLIDIR.