İSLAM ve BİLİM

       

ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

ZİYARETÇİ DEFTERİ

TAVSİYE EDİNİZ.

SAYFA YÜKLENİYOR.

LÜTFEN BEKLEYİNİZ.

WWW.ALTUNTOP.ORG

AY SAFHALARI - ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

AY SAFHALARI

HİT : 34055

    


    Arz-Ay ve Arz-Güneş doğrultuları arasındaki açıya Ay’ın uzanımı (Elongasyonu) denir. Ay’ın ve Güneş’in, yıldızlara göre 12o lik görünen bir kayma hareketi olur. Bundan dolayı Ay’ın uzanımı ve dolayısıyla Ay’ın Güneş etrafından aydınlatılan yüzünün Arz’daki gözlemciye göre durumu Ay boyunca sürekli değişir.
     Bütün gezegen ve uydular gibi Ay’ı da görebilmemiz, Güneş’ten aldığı ışığı yansıtması ile mümkün olmaktadır. Diğer taraftan Ay’ın uzanımı sürekli değiştiğinden biz Ay’ı çeşitli zamanlarda değişik şekillerde görürüz; Bu şekillere Ay’ın Safhaları denir
.
   
Ay’ın dört safhası arasındaki zaman aralığı birbirine eşit değildir. Mevsimler ve enlem dairelerine göre değişiklik gösterir.
  
Yeni Ay’ın müteakip iki görünüşü veya iki ictima veya kavuşum (Conjuction) arasında geçen takriben 29.5(29.530) ortalama Güneş günü uzunluğundaki müddet "1 ay" dır. 12 Kamerî (lunar) Ay takrîben 354 gün veya 1 Kamerî yıl olmaktadır. Bu Kamerî yıl ortalama Güneş yılından yaklaşık 11.25 gün daha kısa olduğundan Kamerî ayların yeri Güneş yılı içinde değişir. Bu sebeble Kamerî yılbaşı tropik yıla göre her yıl takrîben 11 gün daha önce olmakta ve her mevsimi dolaşarak takrîben 33.5 tropik yılda bir aynı mevsime gelmektedir.

      [Hicri takvimlerde, miladi takvimlerde olduğu gibi artık yıllar mevcuttur. 30 yılda yaklaşık 11 günlük bir gerileme yapmaktadır. Bu gerilemeyi düzeltmek için 30 yıllık dönemlerin 2, 5, 7, 10, 13, 15, 18, 21, 24, 26 ve 29 yılları 355 gün, diğer yıllar ise 354 gün olarak belirlenmiştir. Bu sebeple Kameri takvimde 6 adet 29 günlük, 6 adet 30 günlük ay bulunur.  Hangi ayların 29 ya da 30 gün süreceği ayın fazı göz önünde bulundurularak belirlenir.   Ramazan ayının her yıl 30 gün çektiğini sananlar da var. Hâlbuki kameri aylar bazen 29, bazen 30 gün çeker.  Buna göre Ramazan ayı da bazı sene 29 bazen 30 gün olur.  Müslümanların kendiliklerinden böyle bir tayin yapma yetkisi yoktur.  Ramazan ayının 30 gün çektiği yıllarda tutulan oruç tam olduğu gibi, 29 gün olduğu yıllarda da yine tamdır. Çünkü farz olan ayın tamamını oruç tutmaktır. Bu sebeple Ramazan ayının 29 gün olduğu yıllarda orucun eksik olması söz konusu değildir.]
     
Astronomik olarak kameri ay, dünya-ay doğrusuyla dünya-güneş doğrusunun aynı hizaya gelmesi, yani aralarındaki düzlemin, ekliptik düzlemine dik açı oluşturmasıyla başlar ve aynı şartın tekrar oluşması ile sona erer. Bu şartın oluştuğu an, ayın yeniay (içtima, kavuşum) durumudur. Kavuşum anında, ay tam olarak dünyayla güneş arasına girer ve bu durumda ayın görülmesi imkansızdır. Kameri ayın başlangıcına ait fıkhi hüküm ise hilalin görülmesidir (ru'yet). Ru'yet ise daima kavuşumdan belli bir süre sonra gerçekleşir. Çünkü ayın kendisi ışık yayan bir cisim değildir ve ancak güneşten gelen ışınları yansıtmaktadır. Kavuşum anında güneş, ay ve dünya aynı hizada bulunduklarından ayın güneş ışığını dünyaya aktarması mümkün değildir. Ay bu noktadan ayrılarak doğuya meyleder ve oluşan açı ile ışınlar dünyaya düşmeye başlar. Hilalin görülebilmesi için, yansıyan ışığın, gökyüzündeki aydınlık seviyesinden daha parlak olması gerekir. Halbuki ay üzerindeki kraterlerin sebep olduğu pürüzlü yüzey, eğik gelen ışınları yutmakta ve böylece ay faz açısı yaklaşık 7º olana dek güneş ışınları dünyaya ulaşamamaktadır. Işık parlaklığının yeterli seviyeye ulaşması ve hilalin (dürbün/teleskopla) görülebilmesi için ise 8-10 derecelik bir açının oluşması gerekir. Çıplak gözle görebilmek için ise 9-11 derecelik bir açı gereklidir. Nem, sis, atmosferin ışığı kırma oranı ve gökyüzü aydınlığı gibi atmosferik olayların etkisi nedeniyle kesin bir açı tanımlanamamaktadır. Ayrıca ayın görülebilmesi, havanın açık veya bulutlu olmasına da bağlıdır.
     
İslâm Dini’nde ibadetlerin Arabî [Kamerî] aylara göre yapılması emredilmişdir. [  Kamerî aylarda neyin ölçü alındığını bilmeyenler, haliyle, orucun bazen yazın, bazen baharda, bazen de kışın tutulmasının sebebini ya anlamıyorlar, ya da anlamak istemiyorlar. ] Bunun sebeblerinden biri Ramazan ayıdır. Zira Ramazan ayı hicrî Kamerî aylardan olup, miladî seneye göre her yıl, 10-11 gün evvel başlamaktadır. Böylelikle 33 senede tam bir devir yaparak senenin bütün günlerinde oruç tutulmuş olmaktadır. [Oruç tutulma zamanı] Miladî seneye göre başlasa idi, kuzey yarımkürede yazın oruç tutulurken, aynı anda güney yarımkürede yaşayanlar kışın oruç tutacaklar veya bunun aksi olacaktı.
   
Hicrî sene de miladî ve Rumî târihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ay’ı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebiulevvel, Rebiulahir, Cemâzilevvel, Cemâzilâhir, Receb, Şabân, Ramazan, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce. Hicrî sene, Ay’ın Dünyâ etrafındaki dönüşü esasına dayandığı için milâdî yıldan 10.875 gün daha kısadır. Aylar da bâzen 30 gün çeker. Hicrî senenin kabulünden beri asırlardır. İslâm âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabul edilmişdir. Hrıstiyanlığın aslında bulunmayan, fakat sonradan kabul edilen yılbaşı günü, onlara ait özel bir gündür. Eskiden, Müslimanlar 1 Muharremi sene başı kabul eder, bu günde birbirlerini ziyaret eder, tebrikte bulunurlar, hediyeler verirlerdi. O gün Müslimanlar için âdetâ bayram sayılırdı. Ziyaretlerde ve gönderilen tebriklerde yeni yılın, birbirlerine ve bütün insanlara hayrlı olması için duâ ederler, büyükleri, âlimleri evinde ziyaret ederlerdi. Temiz giyinmek ve fakirlere sadaka vermek de dikkat edilen hususlardandı.
    

    
       1. DURUM: YENİ AY SAFHASI
     Ay, Güneş’in ve yıldızların, şark (doğu)dan garba (batıya) doğru olan, günlük hareketlerine iştirak ettiği gibi, Yerküre (Dünyâ) etrafında batıdan doğuya doğru da hareket etmektedir. Bu hareketi Güneş’in batıdan doğuya doğru olan hareketinden daha sür’atlidir. Ay, bu hareketinde bir devrini 27 gün 8 saatte tamamlamaktadır. Bu sebeb ile günlük devrini yıldızlardan elli dakika otuz saniye sonra tamamlar. Güneş ise, dört dakika sonra Nısf-ün Nehâr’a gelir ve Güneş'den 45 dakika sonra gurûb eder (batar). Ay, Yerküresinin etrafında dönerken, mahrekinin bulunduğu müstevî ile husuf müstevîsi arasında takriben beş derecelik (5o) bir zaviye (açı) vardır. 
    Yeni Ay safhası, Ay, yerküre etrafındaki yörüngesi üzerinde hareket ederken Güneş ile Yerküre arasında bulunduğu -yani Ay ile Güneş, Yerküresinin aynı tarafında olarak, üçü bir doğrultuda bulunduğu - zamandır. İşte bu âna, hey’et veya felekiyat denilen ilim dalında, “ictima” tabir edilir. Bugünkü modern astronomide ise; ictimanın Türkçe karşılığı olarak, “kavuşum” denilmektedir. İngilizcesi de, birleşme manasında conjunction’dır. Bu vaziyet astronomik yani hesabî bakımdan kamerî ayın başlangıcıdır.

     
Ay'ın devamlı değişen yarı kısmı güneş tarafından tamamıyla ve sürekli ışıklandırılmaktadır. Dünya etrafında döndüğünde dünyaya bakan yüzü, güneş ışıklarına girer ve terk eder. Buna göre de görünümü değişir. Yeni Ayda yani Ay Güneş ile konjoksiyon halindeyken (takriben Dünya ile Güneş arasındayken) ayın görünen tarafına güneş ışınları vurmaz. Böylece, yeni ay, dünyadan görülemez.
     Yeni Aydan maksat görülebilen Hilalden bahs edilmediği aşikardır. ( …takriben dünya ile güneş arasındayken…) denildiğine göre kavuşum zamanından bahs edildiği anlaşılıyor. Bu halde hilalin görülemeyeceği gayet açık olduğu gibi, Zaten görülebileceği de söylenmiyor.
    
      * Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye isimli İlmihal kitabında bahs edilen “Hilâl, 'Yeni Ay' demektir.”  Sözü “görülebilen ilk hilal” den  yani hilalin ilk görüldüğü zamandan  bahs ediyor.
      * “Yeni Ay Safhası” denilince astronomi ve coğrafya kitaplarında anlatılan bilgi ile İlmihallerde ve fıkıh kitaplarında anlatılanlar maalesef birbirini tutmuyor.
    
    Ay, güneşin ve yıldızların, doğudan batıya doğru olan, günlük hareketlerine iştirak ettiği gibi, dünya etrafında batıdan doğuya doğru da hareket etmektedir. Bu hareketi, güneşin batıdan doğuya doğru olan senelik hareketinden daha hızlıdır. Ay, bu hareketinde, bir devrini 27 gün 8 saatde tamamlamaktadır. Ay, yerküresi etrâfında, batıdan doğuya doğru hareket ederken, Dünyâ ile Güneş arasına girince, üçü de aynı hizâya gelir. Yani, ay dünya etrafında dönerken, dünyanın aynı tarafında güneş ile dünya arasında üçü bir doğrultuda olurlar.
 
      Bu durumda Ay, conjonction halinde iken, Ay’ın Arz’a bakan tarafı karanlıkta kaldığından -Aydınlık olan yönünün tamamı görülme düzleminin arkasında bulunduğundan - bütün gün ufkumuzun üstünde olmasına rağmen, Yeryüzünün neresinden bakarsak bakalım görülemez. Bu zemâna (Muhak) denir. Muhak zemânı sabit olmayıp,  Yirmi sekiz (28) sâat ile  yetmiş iki (72)  sâat arasında değişmektedir. İctimâ' vakti, Muhak zemânının tam ortası olup,  Türkiye Takvîmi'nde her ay için  yazılmışdır.
   
Yerküre de Güneş etrafında hareket ettiği için, iki İctima’ vakti arasındaki zaman, 29 gün 13 saat olmaktadır. İctima’ vaktinde, Güneş ile Ay, ayni vakitte Nisf-ün Nehâr’dan geçmektedir. İctima’ on dört (14) saat geçmeden evvel, yani Yerküre ile Ay’ı Yerküre de Güneşi birleştiren iki yarım doğru arasındaki Beynûnet = Elongation zaviyesi (açısı) sekiz derece (8o) den az iken, hilâl hiçbir yerde görülemez.
    
Yerküre de Güneş etrafında hareket ettiği için, iki İctima’ vakti arasındaki zaman, 29 gün 13 saat olmaktadır. İctima’ vaktinde, Güneş ile Ay, ayni vakitte Nisf-ün Nehâr’dan geçmektedir. İctima’ on dört (14) saat geçmeden evvel, yani Yerküre ile Ay’ı Yerküre de Güneşi birleştiren iki yarım doğru arasındaki Beynûnet = Elongation zaviyesi (açısı) sekiz derece (8o) den az iken, hilâl hiçbir yerde görülemez.
   
    Yeniay : Ay’ın Dünya ile Güneş arasında bulunması durumlarında oluşur. Ay’ın Dünya’dan tarafı karanlıktır.
     Ör: Güneş batarken Ay batıdadır.
    İctima zamanını tesbitte kesinlik vardır, dakika ve saniyesine varıncaya kadar ince bir şekilde bilinebilir; nitekim, güneş tutulması hadiseleri de gözle görülebilen "özel ictima" durumlarıdır ki, herkes zamanını önceden bilip, gözleyebilir.
    Buna mukabil, yeni-hilâlin görünme yeri ve zamanı konusunda ise kesinlik yoktur; konuda bazı belirsizlikler olduğunu, yani görünmenin ihtimal halinde kaldığı bölgeler bulunduğunu belirtiyorlar. Ayrıca eski ve yeni tarihlerde, dış ülkelerde ve yurdumuzda hesap yanılmalarının vuku bulduğu da bir gerçektir. Bu bakımdan ru'yet-i hilâl esastır ve müneccim, muvakkit ve hesap uzmanının hesabına uymak fıkıh kitaplarımızda muteber sayılmamıştır
.
  
    Üzülerek ifade edelim ki; senelerdir [Başta Arabistan olmak üzere] bazı ülkelerde, kamerî ayların tesbitinde hakiki ru’yet (ayın görünmesi) yerine, şer’i ölçülere aykırı olarak astronomik başlangıç yani ictima’ hali esas alınıyor ve eğer ictima’ gece yarısından önce ise; o gecenin gündüzü ayın birinci günü kabul ediliyor. Şayet ictima’ gece yarısından sonra vaki olmuşsa o zaman, âmiyâne tabirle mızrak çuvala sığmayacağı için; bu ülkeler de ay’ı ertesi gün başlatıyorlar ve ister istemez bizimle aynı gün ramazan orucuna başlıyor, aynı gün bayram ediyorlar.
  
    * Bu tatbikat üzere hareket edenler, önceleri amerikan almanaklarını esas alıyoruz, diyorlardı. Şimdilerde ise, ru’yeti baz aldıklarını söylüyorlar ki bu durumda garip bir manzara çıkıyor ortaya.... Güya onlar ru’yeti esas alıyorlarmış, biz ise hesaba göre hareket ediyormuşuz gibi yanlış bir kanaat meydana geliyor. Oysa işin hakikati; kameri ayların tesbitinde biz hem hesabı hem de ru’yeti dikkate aldığımız halde onlar sadece hesaba göre hareket ediyorlar. İhtilaf ve yanlışlık da buradan kaynaklanıyor. Zira bu dinin vâzıı olan Allahü Teâl⠓Güneşi bir ziya Ay’ı bir nur yapan; senelerin sayısı ve (günlerin, ayların, vakitlerin) hesabını bilesiniz diye, Ay’a menziller takdir eden O’dur.”(Sure: Yûnus. Â:05) İlâhi beyanıyla, bu hususta bize hesâbın lüzûmunu ve usûlünü haber verirken, bu dinin mübelliği, ins ve cinnin peygamberi, âlemlere rahmet Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimiz de, “Ramazan hilâlini gördüğünüzde oruca başlayınız, şevval hilâlini gördüğünüzde de iftar (BAYRAM) ediniz”(İbni Mace. Siyam.07). hadisi şerifleriyle ölçünün rû’yet olduğunu bildiriyor ve bu ölçüye uyulmasını emrediyor. Bu kriter, ramazan ay’ı ve ramazan bayramı için cari olduğu gibi, diğer aylar için de aynıdır. Meselâ kurban bayramının tesbitinde de zilhicce ay’ının ictima ve rû’yeti esas alınır. Yoksa bazılarının öteden beri yapageldikleri gibi, ru’yeti yani ayın görünmesi emr-i nebevîsini bir kenara bırakarak, sadece ictimâ hadisesini esas alıp, ay’ın dünyanın hiçbir noktasında dahi görülmeden- görülemeyen arefe veya bayram ilan etmekle olmaz..

      
      İşte bugün, gerek bazı ülkeler ve gerekse ülkemizde bir kısım insanlar tarafından bu emre uyulmaması, müslümanlar arasında karışıklığa sebep olmaktadır. Onların bu yanlış ölçülerine göre hareket eden insanlar, ramazan-ı şerifin son gününde oruçlu olmaları gerekirken bayram yapıyorlar. O günün bayram olduğuna inandıkları için de tabii ki oruçlarını kaza da etmiyor, borçlu kalıyorlar. Kezâ kurban bayramından önceki günlerde oruç tutmanın faziletine inanan bir kısım müslümanlar, arefe günü de oruçlu bulundukları halde, o günün bayram olduğu söylenip oruçları bozduruluyor; dolayısıyla nâfile olan oruç, üzerine borç olup ödenmesi icabeder hale geliyor...
   

   


ŞEKİL : 1. AY'IN ELONGASYONU ( UZANIMI )

******  ******  ******   ******  ****** 

* AY'IN ELONGASYONU ( ANİMASYON )

 

       
          2. DURUM: İLK HİLAL SAFHASI
      Yeni Ay’dan birkaç gece sonra, Ay’ın Güneş ışığına tâbi yarım kısmının bir kenarı C harfinin ters görünümüne benzeyen ince bir kavs şeklinde Güneşin batışından kısa bir zaman sonra ufkun batı kısmında gözükmeye başlar. Bu safhaya İlk Hilâl Safhası denir. Hilâl şekli günden güne batıdan doğuya doğru mevkî değiştirerek bir miktar büyür. Bir hafta sonra Ay’ın ¼ ‘ü aydınlanmış olarak gözükür.
    İlk Hilâl Safhasındaki Ay’ın batı kısmı aydınlık, doğu kısmı ise karanlıktır. Yalnız akşamları gözüktüğü için Akşam Hilâli de denir. Hilâlin uç kısımları daima Güneşin bulunduğu mevkînin ters yönüne doğrudur.
    İlk Hilâl, Güneşin doğusunda bulunduğundan biz onu batı ufuk hattında görürüz.
   Ay, Yerküresi etrafında, batıdan doğuya doğru hareketine devam ederken sekiz derece ayrılınca, Güneşin batışından sonra ufuktan beş derece yüksekte iken Hilâl halinde görülebilir. Bu zaman Güneş hangi memlekette batmakta ise yalnız o boylam derecesindeki memleketlerde Hilâl görülebilir. Sonraki vakitlerde ise bunların batısındaki memleketlerde de Güneşin batışından sonra görülmeye devam eder.
    Bazen bu evrede Dünyadan yansıyan ışık sebebiyle bütün Ay yuvarlağı hafif aydınlık olarak belli belirsiz görülebilir.
   Güneş ışığı Ay yuvarlağını kapladıkça Hilâl genişler ve bir yarım daire biçimini alarak İlk Dördün Evresi’ne ulaşır..
   İlk
Hilâl Safhası, Hicrî Kamerî takvime göre o ayın ilk gününe rastlar.
   
   
         HİLÂLİN DOĞACAĞI GÜNÜ TESBİT ETMEK MÜMKÜNDÜR.

     Hilâlin görüleceği günü değil, doğacağı günü doğru olarak tesbit etmek mümkündür. Nitekim tesbit edilmektedir. Fakat dinimiz, Ramazan orucuna başlamayı ve bayram etmeyi hilâlin doğmasına değil, hilâlin görülmesine bağlamışdır. Hilâl, ya hesapların bildirdiği günde veya bir gün sonra görülür, hesap ile bildirilen günden evvel doğmaz.
   
Ru'yet anındaki faz açısı (yukarıda bahsedildiği üzere) küçük olduğundan, ayın batışı, güneşin batışından az sonra gerçekleşir. Bu nedenle hilal, güneş battıktan 10-40 dakika sonra batı yönünde ve kısa bir süre zarfında (ay batmadan hemen önce) gözlenebilir. Bunun dışındaki şartlarda, yani gündüz vakti ve doğu tarafında görülen hilal, eski aya aittir (kavuşum öncesi). Hilalin eski aya ait olduğu, uçlarının sağ tarafa (doğuya) dönük olmasından da anlaşılabilir.
   
Görüldüğü gibi, kavuşum anı objektif olarak tanımlandığından, günümüzün astronomi ilmiyle dakikası dakikasına hesaplanabilmektedir. Ancak ru'yet yani hilalin ilk görülmesi sübjektif olup, gözlemleyene ve atmosferik şartlara göre değişebilmektedir. Bu nedenle astronomik hesaplama ile ru'yet anını bulmak mümkün değildir. Ancak yukarıdaki bilgilerin ışığında denebilir ki; belli şartlar oluşmaksızın hilalin görülmesi mümkün değildir ve astronomi ilmi, en azından hilalin görülmesinin mümkün olduğu en erken anı söyleyebilir. Örneğin, 8 derecelik faz açısı oluşmadan ayın teleskopla bile görülmesi imkansızdır. Faz açısı dışında; ayın batış saati, akşam vaktindeki ay dikey açısı, bulunulan enlem, sıcaklık ve hava basıncı gibi faktörler de ru'yet kriterlerine dahil edilebilir.
   
Allahü teala’nın koyduğu nizamda noksanlıklar ve yanlışlıklar yoktur. Güneşin ve Ay’ın hangi saatte doğup batacaklarını çok önceden hesapla bilmek mümkündür. Fakat, hesapla bildirilen vakitlerden evvel doğup batmaları mümkün değildir. Bu sebeple Ramazan-ı Şerif, hesapla bulunan günden önce başlayamaz. Yeni Ay’ın Hilâli hesapla bildirilen zamanda doğar; fakat, bazen doğduğu gün görülmeyebilir. Ramazan Ay’ını tesbit için Hilâli, yani gökte Yeni Ay’ı aramak ve Ay’ı görmek, eğer görülemezse, Şa’ban Ay’ını otuz(30) güne tamamlamak lazımdır. Hilâli görmekle Ramazanın başlaması, mümkün değildir.
    Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi buyuruyor ki: (Şa’ban Ay’ının 29 çektiği hesap ile kat’i olarak bilinse, gerçekten de 29 olarak çekse, Ramazanın girişini tesbit gayesiyle Hilâl gözetlense, Hilâl doğduğu halde, hava bulutlu olduğu için görülemese, Şa’ban otuz gün olarak kabul edilir. Yine bunun gibi, Ramazan Ay’ının 29 çektiği hesap ile kat’i olarak bilinse, hakikatte de 29 olarak çekse, hava bulutlu olduğu için görülemese, Ramazanı otuz(30) güne tamamlamak dinimizin emridir. Çünkü Hadis-i Şerifte, ( Hilâli görünce, oruç tutunuz, tekrar görünce orucu bırakınız. ) buyuruldu.
   
    Diyanet yetkililerinin bir yazısının özeti şöyle idi: (Dinimiz, rü’yeti yani Hilâlin görülmesi ile oruca başlanacağını emreder. Diyanet olarak, Ramazan Hilâlini gözetledik. Bu güne kadar, rasathanenin yaptığı hesaplara aykırı hiçbir sonuç tesbit edemedik. Suudi Arabistan’la aramızdaki ayrılığın sebebi, onların rü’yete dayanmaları, yani Hilâli gözetlemeleri ve bizim de hesaplara göre hareket etmemiz değildir. Bu ülkeler, Hilâli gözetlemekle oruca başlamıyorlar. Ellerindeki Amerika almanaklarına göre hareket ediyorlar. Altı kişilik bir hey’etle Suudi Arabistan’a gittik. “Gelin, Hilâli birlikte gözetleyelim” dedik. Rabıta Sekreteri Saffet Bey, “Biz Amerikan denizcilerinin hesaplarına göre hareket ediyoruz” dedi. Altı kişilik bir hey’etle Cebel-i Sefa’ ya çıktık. Dürbün kullanmamıza rağmen Hilâli göremedik. Zaten hesaplara aykırı olarak görmek de mümkün değildi. Akşam olunca, Hilâli görüldüğünü, bayram edilmesi lazım geldiğini ilan ettiler. Milyonlarca müslümanın oruçlarını bozdurdular. Onların bu hareketleri, yalan veya yanlış bir beyana dayandığı muhakkaktır.)
   
 
    
            3. DURUM: İLK DÖRDÜN SAFHASI
     Yeni Ay safhasından takriben 7 gün sonra Ay’ın ¼ ‘ü Dünyaya ışık yansıtarak yarım daire şeklinde görülür. Buna göre Ay'ın yalnız görünen yüzünün değil; tamamının ¼ ünün görünmesine, İlk Dördün Safhası denildiği anlaşılmaktadır. Bir başka deyiş ile Ay'ın Dünya'ya bakan kısmının yarısının görünmesine denilmektedir. Ancak bu durumda Dünya'ya bakmayan kısmı görülmediğinden İlk Dördün Safhası'na İlk Yarımay Safhası da denilebilir. Bu safhada Ay’ın uzanımı 90o olup, Ay kuadratür durumundadır denir.
    Ay, Yeryüzü ve Güneş bir dik açı yapar görünümündedir. Ay, Güneşten 6 saat geri kalmıştır. Güneş batarken, Ay gözlem yerinin meridyeninde bulunur. Uygun atmosferik şartlarda gece yarısına kadar gözükür..
   İlk dördün safhasındaki Ay’ın batı yarısı aydınlık, doğu yarısı ise karanlıktır.
   İlk dördün safhası, Hicrî Kamerî takvime göre o ayın 7. veya 8. gününe rastlar.
    Ör: Güneş batarken Ay tepe noktasında ise Ay ( D ) şeklinde görülür. Yeniay evresinden 1 hafta sonra izlenir.
   
   

            4. DURUM: İKİNCİ DÖRDÜN SAFHASI
   
    Elongasyon 90o den büyük olduğu zaman Ay’ın görülen alanı gittikçe büyümeye devam eder. Aynı zamanda her akşam yaklaşık 52 dakika geç doğar. Elongasyon 90o  ile 1800 arasında olduğu zamanki safhaya İkinci Dördün Safhası denildiği gibi, Şişkin Ay Safhası da denir.
       
Güneş ile Ay arasındaki uzaklık (elongasyon) 135o olduğu zaman, Hicrî Kamerî takvime göre o ayın 10. veya 11. günüdür.
   
   
   
        5. DURUM: DOLUNAY SAFHASI
     
İlk dördün safhasından bir hafta sonra (Elongasyon 180o olunca) Ay karşı kavuşumdadır, denir. Ay’ın aydınlanan ve görünen kısımlarını ayıran daireler birbiri üzerine geldiğinden, Güneşin batışı anlarında, Ay doğu tarafımızdan bir daire şeklinde gözükür. Bu durumda Ay’ın aydınlanan yarım küresi, Yeryüzünden tam olarak görülür. Güneş batarken Ay, ufkumuzun üzerine bakır renginde doğar.
      * Yeni ay'dan 14 gün sonraki görünen durumudur.  Ay, Dünya etrafındaki hareketinin yarısını tamamladığında Dünya ve Güneş'le aynı hizada yer alır. Böylece Ay Güneş'ten aldığı ışınları Dünya'nın karanlık yüzeyine yansıttığı için Dünya'nın bu yüzeyinden daire şeklinde parlak görülür. Bu görünümü dolunay durumudur.
     
Dolunay safhasına Dünya’ya bakan yüzünün tamamı aydınlık görülür. 
    
 Dolunay safhasına Buna bedr-i tam denir.
     
Dolunay safhası, Hicrî Kamerî takvime göre o ayın 13. 14. veya 15. gecelerine rastlayan Ay’ın en parlak, en beyaz olduğu safhadır.
      Ayın on dördü diye söylediğimiz şey budur. Dolunay'dan sonra parlaklık gittikçe azalır.
    
Ay, akşamdan sabaha kadar gökyüzünden hiç ayrılmaz, Dünyayı aydınlatır. Bu sebeble o günlere ayın en aydınlık geceleri manasında Eyyam-ı bî’z denmişdir. Bî’z kelimesi dilimize de girmiş olan beyazdan gelir.
    
Ay’ın Dünya’dan tarafının tepsi gibi aydınlık görüldüğü evredir. Bu sırada Ay Güneş’e göre Dünya’nın arka tarafındadır. Ör: Güneş’in battığı sırada Ay doğudadır.
      
Uyarı :  Ay tutulması dolunay evresinde, Güneş tutulması yeniay evresinde olur..
    
     *
Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngesi elips şeklinde olduğu gibi; Ay'ın Dünya etrafındaki yörüngesi de elips şeklindedir. Bu sebeple Dünya'ya olan uzaklığı sürekli olarak aynı olmadığından, bazen Dünya'ya yaklaşırken, bazen de Dünya'dan uzaklaşır. Dünya'dan en uzak olduğu "Apoge" olarak adlandırılan konum, Ay'ın en küçük göründüğü konum budur. Dünya'ya en yakın konumu "Perige" olarak adlandırılan konum ise; en büyük göründüğü konum olup, Dolunay evresiyle beraber Süper Ay olarak adlandırılır.
     *
    

          MED - CEZİR OLAYI
     
Bir ay içerisinde büyük med ve cezir, Ay’ın yeni ve Dolunay safhalarında gerçekleşir. Bunun nedeni Ay ve Güneşin çekim kuvvetleri birleşir. (1+2,2=3,2) Bir ay içinde küçük med ve cezir Ay’ın ilk ve son dördün safhaları da gerçekleşir. Bunun nedeni Ay ve güneşin çekim güçlerinin birbirini ters yönde etkilemesidir.
    
Bir yıl içinde en büyük Med ve Cezir ekinoks tarihlerinde (21 mart - 23 eylül) gerçekleşir. Diğer taraftan, sene içinde Dünya’nın Güneş’e ve Ay’ın Dünya’ya en fazla yaklaştıkları devrelerde de Gel-Git amplitüdü (farkı) artmaktadır. Yörüngesi üzerinde Dünya, Güneş’e en yakın olduğu günberi noktasına geldiği zaman (3  Ocak) Güneş’in çekimi de artar. Ay ise yörüngesi üzerinde her Ay bir defa Dünya’ya en yakın duruma gelmektedir. Bu yaklaşma sırasında çekim kuvveti artacağı için Gel-Git de şiddetlenir..
    Okyanus sularının yükselip alçaldığı gel-git olayı Dünyanın her yerinde aynı oranda gerçekleşmez. Bunun nedeni, Dünyanın her noktasının Aya uzaklığının aynı olmaması ve dolayısıyla Ayın uyguladığı çekimin de farklı olmasıdır. Okyanuslara etki eden bu çekim sonucunda sular bir yöne doğru yükselerek çekilir, Ayın Güneşe ve Dünyaya olan konumlarının değişmesiyle de çekim ortadan kalkar ve böylece suların geri geldiği gel-git alanları oluşur.
    Kuşkusuz gel-git olayı, Yüce Rabbimizin kusursuz mucizelerle yarattığı evrendeki sistemlerden yalnızca biridir. Mucizevi
Gel-Git olayındaki hassas dengeler ise bunlarla sınırlı değildir. Ayın çekimi okyanusların yükselmesine sebep olurken, okyanuslar ikinci bir kuvvetle Ayın zıt yönünde Dünyaya doğru da çekilmektedir. Bunlar gerçekleşirken Dünya dönüşüne devam ettiği için her gün iki Gel-Git olayı gerçekleşir. Gel-Git zamanları Güneş, Ay ve Dünyanın birbirlerine olan konumlarının değişmesiyle her bölgede farklılık göstermektedir. Örneğin gel-git olayı, Kuzey Kaliforniya’da her gün iki kez gerçekleşirken, Meksika Körfezinde bir yükselme ve bir alçalma şeklinde bir kez gerçekleşmektedir.
    
       
  AY TUTULMASI
      Ay dünya etrafındaki yörüngesini tamamlarken, dünyanın güneş ve ay arasında kalmasına neden olabilir. Bu durumda ay yüzeyine düşen güneş ışınları dünya tarafından engellenmiş olur. Karanlıkta kalan ay kısa süreli de olsa dünyadan gözlenemez  bu olaya
Ay tutulması adı verilir. Bulutsuz bir gecede çıplak gözle rahatlıkla fark edilebilen bu olay, güneş tutulmasına göre, dünya yüzeyinde daha geniş bir alandan gözlenebilir. Ay tutulmasının dünya yüzeyinden gözlenebildiği alan dünyanın yarısından 24º kadar fazladır.
     
Ay, geçirdiği dolunay evrelerinin bazıları sırasında dünyanın gölgesinin içinden geçer. Bu durumda Ay tutulması yaşanır, yani Ay yüzeyine vuran direkt güneş ışığı kesilir ve Ay, Dünyanın gölge konisinden çıkana kadar karanlıkta kalır. Dünyanın atmosferinden geçen güneş ışınları üzerine düştüğünden genellikle tamamen gözden kaybolmaz.
     
Ay ve Güneş Tutulmaları; Ay, Güneş ve Yer’in uzayda birbirlerine göre konumlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birinin gölge konisinin diğeri üzerine düşmesi için bu üç cismin yaklaşık aynı doğrultuya gelmiş olmaları gerekir. Bu da ancak Ay’ın Yeni Ay ve Dolunay evrelerinde Ay’ın düğüm noktalarına yakın olması durumunda mümkün olur.
     
Güneş karşı düğüm noktasında veya ona yakın olduğu zaman Dünyanın gölgesi Ay üzerine düşer. Bu 1.360.000.km. uzanan gölge konisi Ay uzaklığından 8800 km. geniştir. Ay saatte 3456 km. hareket ettiği için; ortalama ay tutulmasının zamanı yaklaşık 40 dakika ile bir saat arasında değişir. Ay tutulması, yeryüzünün Ay’ın ufuk çizgisinin üzerinde olduğu herhangi bir bölgesinden gözlenebilir.
     
Eğer, Ay’ın yörünge düzlemi, tam olarak Yer’in yörünge düzlemi ile çakışık olsa idi; her dolunay evresinde Ay tutulması ve her yeni ay evresinde Güneş tutulması meydana gelirdi.
     
Ay’a karşı olan dünya üzerine çarpan güneş ışınları dünyanın atmosferi tarafından kırıldığı için, Ay tutulmasında Ay tamamen kaybolmaz. Dünya etrafında kırılan ışıklarda mavi renk yutulduğu ve kırmızı renk yansıtıldığı için, Dünyanın gölgesi kırmızı renkte görülür. Bu zayıf ışık kalıntıları görünürlüğü mahalli atmosferik şartlara bağlı olarak Ay’ı tuhaf bir bakır renginde ortaya çıkarır.
     
Ay’ın yarıçapı Dünya’nınki ile mukayese edildiğinde çok küçük olduğundan, Dünya’nın tamamı Güneş ve Ay diskinin dış teğetlerinin oluşturduğu gölge konisinin içine girmez. Bu nedenle bir Güneş tutulması Dünya üzerinde ancak belirli bölgelerden görülebilir. Halbuki Ay Tutulması'nda durum böyle değildir. Ay tutulması o anda gece olan yerlerin tümünden gözlenebilir. Ay tutulmalarında Dünya, Ay ile Güneş'in arasına girer ve Dünya'nın gölgesi Ay'ın tamamını perdeleyebilecek kadar büyük olur.
    
 Nokta şeklindeki bir ışık kaynağından her doğrultuda sonsuz ışın yayılır. Işınların önüne saydam olmayan cisimler konulursa, arkasındaki bir cisme gölge düşer. Bu olay ışınların doğrular halinde yayılmasının bir sonucudur.
   
Işık kaynağı büyük olursa; keskin bir gölge ile birlikte yarı gölge de oluşur. Yarı gölgeye, kaynaktan çıkan ışınların bir bölümü gelir, bir bölümü gelemez. Güneş ve Ay tutulmaları ışığın doğru yolla yayıldığını gösteren tabîî bir olaydır.
   
   

&

   
ŞEKİL: 2. * YUKARIDA AY TUTULMASI ŞEKİLLERİ GÖRÜLMEKTEDİR.

       
   
     6. DURUM: ÜÇÜNCÜ DÖRDÜN SAFHASI
     
Dolunay safhasından sonra Ay’ın aydınlanan kısmının batı tarafından eksilmeye başladığı durumdur. Bu durumda, Güneş battıktan bir müddet sonra Ay doğar. Güneş batarken batı tarafında henüz ufkumuzun üzerindedir.
    
Dolunay safhasından yeni ay safhasına kadar geçen süre içinde kuzey yarım küreden bakılırsa, Ay’ın parlak kısmı sol yarısında ve güney yarım küresinden bakılırsa, sağ yarısındadır.
     
Elongasyon 180o ile 270o arasında olduğu safhadır.
     
Üçüncü dördün safhasında Elongasyon 235o olduğu zaman, Hicrî Kamerî takvime göre o ayın 18. veya 19. gününe rastlar.
   
   
   
  7. DURUM: SON DÖRDÜN SAFHASI
  
Dolunay safhasından takriben 7 gün sonraki durumdur. Elongasyon 270o olduğu zamanki bu safhaya Son Dördün Safhası denir. Ay, Güneşten 18 saat geri kalmıştır. Gece yarısından sonra doğar. Ay’ın aydınlanan ve görünen kısımlarını ayıran daireler, yine birbirine göre dik durum alırlar. Ay, herhangi bir gözlem yerinin meridyeni üzerinde yarım daire şeklinde görülür.
    Buna göre Ay'ın yalnız görünen yüzünün değil; tamamının ¼ ünün görülmesine, Son Dördün Safhası denildiği anlaşılmaktadır. Bir başka deyiş ile Ay'ın Dünya'ya bakan kısmının yarısının görünmesine denilmektedir. Ancak bu durumda Dünya'ya bakmayan kısmı görülmediğinden Son Dördün Safhası'na Son Yarımay Safhası da denilebilir.
   
Son dördün safhasındaki Ay’ın doğu yarısı aydınlık, batı yarısı ise karanlıktır. Bu safhadan yaklaşık bir hafta sonra Ay tekrar görülemez olur ve kısa bir süre sonra aynı safhalar tekrar başlar.
      
Son dördün safhasında Hicrî Kamerî takvime göre o ayın 22 veya 23. gününe rastlar.
  
Sondördün : Ay’ın sol yarısının aydınlık görüldüğü evredir.
      
Ör: Güneş doğarken Ay tepe noktasındadır.
   
   
       
 8. DURUM: SON HİLAL SAFHASI
     
Ay’ın son dördün safhasından sonra her geçen gün bize görülemeyen (karanlık) kısmı yavaş yavaş aydınlanarak Yeryüzündeki gözlemciye daha çok görülmeye başlar. Birkaç gün sonra Ay yine Hilâl şeklinde görülür. Yalnız sabahları gözüktüğü için Sabah Hilâli de denir.
   
Sabah Hilâlinde, Ay’ın aydınlık kısmı (dış bükeyliği) daima Güneşin bulunduğu tarafa, -doğuya doğru- dönüktür.
   
Sabah Hilâli, Güneşin doğuşundan biraz önce ufkun doğusunda görülür.
  
Eski-hilâl, ayın son günlerdeki şeklidir; yani dolunaydan son dördüne (yarım-aya) doğru küçülmeye başlayan ayın, son hafta günden güne daha da incelerek vardığı durumdur. Bu, sabahları güneş doğmadan önce (ve biraz daha sonra) görülebilir. Bu günlerde ay her sabah doğuya doğru açı olarak 12º kadar kaymış bulunur; böylece güneşin ufuktan doğma yerine ve zamanına günden güne yaklaşır, nihayet fi'len yok olur. Ayın bu sıralarda, gündüzün veya gecenin bir saatinde, dünya ve güneşle bir hizaya gelmesi hadisesi vuku bulur ki, buna "kavuşum: ictima hali" derler. İctimadan sonra güneş gökyüzünde aydan öne geçer. (Halbuki ictimadan önce ay güneşten önde idi.); ay her gün yine 12º kadar geri kalmaya devam eder ve tabii artık gökyüzünde güneş batmasından sonra, yani akşamleyin görünmeğe başlar. İşte bu devrede ilk görünen ince aya yeni-hilâl denilir. Eski hilâl ile yeni görünen hilâl arasında büyük bir zaman aralığı bulunur (en aşağı bir buçuk gün).( İslâm Mecmuası - Temmuz 1986 ).
   
   


***
   
 
  ŞEKİL : 3.  AY’IN SAFHALARI YUKARIDA GÖRÜLMEKTEDİR.
   

   
         
AY’IN YÖRÜNGE HAREKETİ
   
Ay ile Yer aslında bir çift sistem gibi hareket etmektedirler. Bu sistemin merkezi Ay ile Yer 'in merkezini birleştiren doğru üzerindedir, fakat Ay'ın kütlesi Yer'in kütlesine göre çok küçük olduğundan bu merkez Yer kabuğunun içerisinde olmaktadır. Bu harekette Ay'ın Yer etrafında eliptik bir yörüngede dolanması kabulünü getirmektedir. 
   
Ay’ın yörünge hareketi sırasında gök eşleğine uzaklığı (Dikaçıklığı) değişir ve yıldızlara göre daha geç doğma süresi 20 dakikaya kadar inebilir, bazı konumlarda ise 1 saatten fazla olabilir. Ay'ın bu hareketi, Yer çevresindeki yörünge hareketinin bir sonucudur. Burada Yer'in Güneş çevresindeki hareketinin de etkisi vardır.
   “ Ay’ın hep aynı yüzünü görürüz… ”
   Ay’ın gözlediğimiz hareketlerinde en ilginç olanı, kendi ekseni etrafında dönmesidir. Kendi ekseni etrafında bir tam dönme süresi Yerküre etrafındaki yörüngesinde bir kez dolanma süresine eşittir (Yörünge dönemi = Yer’den bakıldığında, yörüngesi üzerinde bir yıldız ile ardarda aynı doğrultuya gelmesi için geçen süre=Yıldızıl Ay = 27. 322 gün ). Kilitlenmiş Yörünge hareketi denilen bu dönme dolanma sürelerinin eşitliği sonucunda, Yer’den bakıldığında Ay’ın hep aynı yüzü(aynı yarıküresi) görülür. Yörüngelerin elips olması, yörünge üzerinde hız değişimlerinin olması ve çekim etkileri gibi etkenler sonucu Yer’den görülen yüzey tam yarıküre( % 50 ) değil, biraz daha fazla yaklaşık %59 u kadar olur.
Bizim göremediğimiz tarafını ise sadece uzay araçları ile görüntüleyebilmekteyiz.
   

   

   

ŞEKİL: 4. AY HARİTASI

   

ŞEKİL: 5. AY’IN ROTASYONU

Yukarıdaki şekilde göründüğü gibi;  Ay'ın açısal dönme hızı ile açısal yörünge hızı eşit olduğundan şekildeki MK doğrultusu her zaman Arz'a [Yer’e] yöneliktir.

   

         **   MEHAZLAR :
   
Astronomi ve Uzay Bilimleri
    * 
Genel Astronomi .1
    * 
Türk- İslam Astronomi Bilginleri ve Gökyüzü Bilgileri
    * 
Fazilet Takvimi
    * 
Türkiye Gazetesi Takvimi
    * 
Tercüman Genel Kültür Ansiklopedisi
    * 
Temel Britannica Ansiklopedisi
    * 
Gezegenler Kılavuzu
    * 
T.D.V. İslâm Ansiklopedisi
    *  http://koeri.boun.edu.tr
    * 
İslam Mecmuası, Temmuz 1986
    * 
Yeni Rehber Ansiklopedisi
    * 
Tam İlmihal Se’adet-i Ebediyye
    *  Bir Bilene Soralım
    *  Türkiye Gazetesi
    *  http://www.dervisan.com/
    * 
 

  * ANAHTAR KELİMELER :    Arz-Ay ve Arz-Güneş , Uzanım -  Elongasyon  , Miladi takvimler ,  Hicri Takvimler , Ruyet-i Hilâl , Ru'yet-i Hilâl , ictima - kavuşum -  Conjuction , Ramazan , Şevvâl , İlk Hilâl , Son  Hilâl , Diyanet ,  Ay ve Güneş Tutulmaları ,  Yevm-i Şek , Hilâli Gören , Ay takvimi , Gündüz Görülen Hilâl  , Hilâli Teleskopla Görmek , Hilâli Görenin Şehâdeti ,Kamer , İctimâ'ı neyyireyn ,Conjunction - Kavuşma , Nısf-ün-nehâr , ...
    * 
    * 

  AY SAFHALARI   İsimli bu makalemiz "Ruyet-i Hilal Meselesi" İsmi ile
E-Kitap olarak çıktı ..  Toplam : 184 Sayfadır.   E-Kitap  Sayfamızdan İndirebilirsiniz.

* BU SAYFA  Abdülhakim ALTUNTOP  TARAFINDAN HAZIRLANMIŞDIR.

SON GÜNCELLEME TARİHİ  :  07.08.2018

COPYRIGHT © 2005 BY ALTUNTOP.ORG / Abdülhakim ALTUNTOP HER HAKKI SAKLIDIR.