İSLAM ve BİLİM

       

ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

ZİYARETÇİ DEFTERİ

TAVSİYE EDİNİZ.

SAYFA YÜKLENİYOR.

LÜTFEN BEKLEYİNİZ.

WWW.ALTUNTOP.ORG

GERGEDANIN BOYNZUNDAN - ALTUNTOP.ORG

İSLAM ve BİLİM

GERGEDANIN BOYNZUNDAN

******

ANA SAYFA

****

İSLAM ve BİLİM

****

ÖNSÖZ

****

ALFABETİK KONULAR

****

POPULER KONULAR

****

SON EKLENENLER
****

YENİ 20 SAYFA

* Organ Bağışı ve Nakli

****

* Telfik Nedir ?

****

* NÜFUS PLANLAMASI TUZAK, KÜRTAJ CİNAYETTİR

****

* Avrupa'da Nüfus Endişesi

****

* ARTMAYANLAR MUTLAKA EKSİLİRLER

****

* NÜFUS PLANLAMASI VE GERÇEKLER

****

* MÜSLÜMANIN SAATİ

****

* İSRAİLİYAT NEDİR, NE DEĞİLDİR?

****

* CAHİLİYE DÖNEMİNDE NESİ' OLAYI

****

* MÜSLÜMANLAR UYANIK OLMALIDIR

****

* İSLAMDA İLK FİTNE

****

* FAYDALI İLİM ÖĞRENMEK

****

* BİYOLOJİK TEHLİKE VE AHLÂK

****

* BUDA KİMDİR VE BUDİZM NEDİR?

****

* İLİM ÖĞRENMEK

****

* ŞEYTAN CİNLERDENDİR - MELEK DEĞİLDİR

****

* Okuma - Yazma Komedisi.

****

* İSLAM AÇISINDAN DİN ve BİLİM

****

* SEBE MELİKESİ BELKIS'IN TAHTININ NAKLİ

****

* ZAMANIN BİLİMSEL GERÇEĞİ

****

****
****
KATEGORİLER
****
MÜSLÜMAN
BİLİM ADAMLARI
****
****

ALTUN SAYAC

Aktif Ziyaretçi: 1
Bugün Gelen Ziyaretçi: 445
Toplam Ziyaretçi: 1527825
IP Adresiniz: 54.235.48.106
Çözünürlüğünüz:

Sitemizi ziyaretiniz

****
ANA SAYFA
****

  Kara hayvanları arasında büyüklükte üçüncü sırada yer alan biri olarak sizinle sohbet etmek istiyorum. Ağırlık olarak fil ve su aygırından; boy olarak da, zürafa ve filden sonra geliyorum. İki tonluk ağırlığım ve 420 cm'lik boyumun yanında beni diğer hayvanlardan ayıran en mühim özelliğim, burnumun üzerinde taşıdığım boynuzdur. Bazı türlerim üç-dört tonu aşmalarıyla su aygırını bile geçebilir (Ceratotherium simum -Geniş ağızlı gergedan). Bu müthiş ağırlığıma ve cüsseme rağmen, gerektiğinde -kısa süreli olarak- saatte 50 km'lik hıza çıkabilirim.

     


      Alâmet-i fârikam olan boynuzum yüzünden başıma gelmeyen kalmadı. Herkes boynuzumda bir keramet umarak saldırıyor. Eski Çin tıbbından kalan bir hurafeden dolayı güç ve kudret kazanmak isteyenler, boynuzuma binlerce dolar veriyor, toz haline getirip içiyorlar. Hiçbir işe de yaramıyor aslında. Kerameti boynuzumdan biliyorlar, oysa Rabb'im şifayı başka vesileyle vermiştir. Şu insanoğluna hayret ediyorum! Zevk ve gösteriş merakını tatmin için koskoca bir canlıyı acımadan deviriyor. Neymiş efendim! Mehmet Beyin tesbihi, Ali Beyin gözlük çerçevesi, Ahmet Beyin tarağı boynuzumdan yapılınca kıymetleniyormuş! Allah'ın yarattığı bir sürü kıymetli taş ve yeni yeni çıkan sentetik malzemeler varken, insanoğlunun hırsı gözünü döndürmüş, olan bize oluyor. Peşinde koştuğunuz boynuzum kemikten bile değildir; tırnak ve saçlarınız gibi keratinden yapılmıştır. Binlerce kıl bir araya getirilmiş ve sıkıştırılıp kaynaştırılarak yekpare halde bir boynuz yapılmıştır. Bu yüzden, yakıldığında keratinin yapısındaki kükürt kokusunu, yani yünü yaktığınızda çıkan kokunun aynısını duyarsınız. Rabb'im keratini sizin tırnak, saç ve kıllarınız olarak işlerken, sığır ve koyunların alınlarında boynuz ve ayaklarında toynak haline getirmiş. Burnumun üzerine bir boynuz koyup beni ihtişamlı bir hale getirmiş.
      Boynuzlarımız yüzünden öldürüldüğümüz için, sayımız çok azaldı. Şimdi ancak çok dar sahalarda, koruma altında yaşayabiliyoruz. Beş türümüzden Hindistan'da (rhinoceros unicornis) ve Java'da (rhinoceros sondaicus) yaşayanlar tek boynuzlu; Afrika'da yaşayan beyaz gergedan veya geniş ağızlı gergedan (ceratotherium simum), siyah gergedan veya sivri ağızlı gergedan (diceros bicornis) ile Sumatra'da yaşayan (dicerorhinus sumatrensis) türlerimiz iki boynuzludur. İki boynuzlu türlerimizin öndeki boynuzu büyük, arkadaki ise küçüktür. Ön boynuzlar, beyaz gergedanda 158 cm'ye; Hint gergedanı veya zırhlı gergedanda 60 cm'ye; siyah gergedanda ise, 135 cm'ye kadar ulaşabilir.
       Görme duyumuz çok zayıftır; 30 m'den uzaktaysanız sizi göremem. Gözlerim sizde olduğu gibi, başımın ön tarafına ikisi bir arada yerleştirilmemiştir. Sağ ve sol gözüm, başımın iki yanında ayrı ayrı yönlere baktığından, her bir gözüm farklı manzaralar temaşa eder. Bu durum, ilk bakışta üç boyutlu görmeme engeldir. Bu yüzden, başımın bir tarafındaki tek gözümle bir şeyler gördüysem, bu görüntü beynime kısa süreli kaydedilir, hemen başımı aksi yöne çevirip diğer gözümle de aynı şeyi görürüm. Arada geçen süre içinde beynimdeki ilk görüntü silinmeden diğer gözümden gelen görüntü ile çakışır ve böylece ben de, sizin gibi, üç boyutlu (yani derinliği de olan) bir görüntüye kavuşurum.
     Güçlü olan yanım, sesleri işitmedeki ve koku almadaki hassasiyetimdir. Kulaklarım, huni gibi, en zayıf sesleri bile toplayacak bir biçimde yaratılmıştır. Çevre hakkındaki en iyi bilgiyi ise, koklayarak elde ederim. Bol kıvrımlı burun kanallarımın içini döşeyen koklama epitelimin genişliği, beynimdeki koku alma merkezinden daha geniştir. Koklama ve işitme cihazlarımın bu hassas yapıları sâyesinde, gözlerimin zayıflığından şikâyetim olmaz. Ne şikâyetim olacak ki? Beni bu dev cüssemle mükemmel tarzda yaratan Rabbim, hangi organın nasıl bir güçte olması gerektiğini bildiği için, en uygun olanını vermiş.
        Gürültücü hayvanlar olarak biliniriz. Bizim kadar çeşitli sesler çıkararak haberleşen hayvan türü azdır. Yavrularımıza bakarken, sığırların böğürmesi gibi bir ses; yaşadığımız mekanın sınırlarını belli etmek için, bir homurtu; müdafaa maksatlı olarak, kükremeye benzer bir ses; eşimizi çağırmak için, yumuşak hıçkırık gibi bir inilti çıkarırız. Erkeklerimizin testisleri torba içine inmediğinden fillerde olduğu gibi, ilk anda cinsiyetimizin tespiti zordur. Dişilerimiz biraz daha küçüktür. Dev cüssemizin ağırlığını taşıyan güçlü bir iskeletimiz vardır. Ayrıca 3-5 tonluk bir ağırlığı kaldırabilmesi için, kalın bacaklarımızın uçlarına küt ve kısa üç parmak yerleştirilmiş, parmaklarımızın ucu ise, toynaklarla çevrilmiştir. Böylece geniş ayak tabanı ile birim alana düşen basınç azaltılmıştır. Eğer ayaklarım bu kadar geniş olmasaydı, bastığım yumuşak yerler çöker, ayaklarımı çekip çıkaramazdım.
        Bütün gıdamızı bitkiler teşkil eder; yeşil yaprak, uzun ot ve çimen yiyerek hayatımızı sürdürürüz. Bitkilerin, hacimleri fazla fakat gıda değeri düşük lifli ve sulu yapraklarını tüketmek mecburiyetindeyiz. Beyaz gergedan türümüzün midesindeki yeşil bitkilerin yaş ağırlığı 70-75 kg gelir ki, bu ağırlığının % 4-5'ini teşkil eder. Cüssemin enerji ihtiyacını karşılamak üzere, sindirim sistemimin daha verimli çalışması için, bağırsaklarım bir mayalanma odasına çevrilmiş ve içine bol miktarda selüloz sindiren bakteri yerleştirilmiştir. Böylece yeşil bitkilerin yapraklarındaki besinleri, yeterince temin edebilirim.
        Bazı türlerimin köpek dişleri, bazılarının da kesici dişleri yoktur. Dişlerin yerine çok hususî bir biçime sahip, her türün beslenme tarzına uygun yaratılmış dudaklarımı kullanırım. Dudak kaslarımın çok farklı yönlerde dizilmiş güçlü demetlerden yapılmış olması sayesinde ve derimin hassas alıcılarıyla, incecik otları bile başka cisimlerden ayırıp koparabilirim. Asya'daki türümde köpek dişi yokken, kesici diş var. Sumatra'da yaşayan türümde ise, köpek dişi vardır. Bu dişleri beslenme için değil, kavga için kullanır. Afrika'daki beyaz gergedan türümün ağzını çeviren dudakları, bir ısırmada büyük bir demet otu midesine indirebilir. Geniş düzlüklerdeki otlar kuruyunca, gölgelerdeki otları, bunlar da bitince uzun boylu çayırları yemeye başlar. Siyah gergedan türümün sivri ve uzun dudak yapısı ise, ağaç dallarındaki ve çalılardaki yaprakları toplamak için yaratılmıştır. Bu türün en çok sevdiği bitkiler, akasya ve sütleğen türleridir. Bu tür, az miktarda çayırlardan da beslenir. Hint gergedanının üst dudağının hususî yaratılmış biçimi de, ona çalılıkların üst kısımlarından taze yaprakları koparma imkânı verir.
       Suyu çok sevdiğimiz için suya yakın yerlerde yaşarız. Günde 80 litre su içerim. Ancak gerektiğinde 4-5 gün susuz kalabilirim. Sulak arazileri çok severiz; vaktimizin çoğunu su içinde, yahut çamura gömülerek geçiririz. Omuz ve kalça bölgelerimde kıvrımlar yapan derilerimiz son derece kalındır. Kuyruğumun ucundaki ve kulaklarımdaki kılların dışında, derim hemen hemen çıplaktır. Derim bu kalın hâline rağmen; kan damarlarım yüzeyinde seçilecek şekilde yaratıldığı için, sineklerden çok rahatsız olurum. Çünkü sinekler keskin ağız âletleriyle derimi delip kan damarlarıma ulaşabilir. Buna karşı Rabb'imin öğrettiği şekilde çamura girerek sineklerden kurtulurum. Eğer nasıl korunacağım bana öğretilmemiş olsaydı, çamurun kuruyunca üzerimde kalın bir tabaka teşkil edeceğini nereden bilebilirdim?
   Yerine göre hem sosyal hem de ferdî hayvanlarız. Hindistan'daki türümüzün dişileri beş yaşında ergenlik belirtileri gösterir ve 6-8 yaşlarında ilk yavrusuna hamile kalır. Bu türümüzün hamilelik süresi 16-17 ay kadardır. İri cüssemizden dolayı, her doğumda bir yavru doğururuz. İkinci kez hamile kalmamız için, ilk doğumun üzerinden en az 22 ay geçmesi gerekir. Çünkü yavrumuzun iki sene emzirilmesi gerekir. Yavrumuzun doğum ağırlığı, 65 kg kadardır. Annenin sütü yavrunun ihtiyacına göre hazırlanmıştır. Meselâ sütümüzdeki su miktarı sütünüzdeki kadardır; ama yağ miktarı sizinkinden 15 misli azdır. Protein miktarı ise, üç misli fazladır.
      Hayvanların çoğunda olmayan bir hissimizi de anlatmadan geçemeyeceğim: Dişilerimiz diğer birçok memeli hayvanda görülmeyecek tarzda utangaçtır. Doğum esnasında yabancı gözlerden uzak tenha bir yerde yavrusunu dünyaya getirir. Beyaz gergedan türümüzün yavrusu, annesini üç gün çok yakından takip eder, daha sonra da uzaktan... Hindistan'daki türümüzün gözleri az görmesine rağmen, yavrusunun kokusu ve sesi sayesinde, 800 metre uzaktan onun durumundan haberdâr olur.
       Erkeklerimiz, sekiz yaşında erginleşir; fakat hemen evlenmeye kalkmazlar. Önce kendilerine yaşayacakları bir saha ayarlarlar. İki sene kadar bir zaman bu sahayı sahiplenir, herkese buranın kendilerine ait olduğunu kabul ettirdikten sonra evlenirler. Başkasının yurduna yerleşerek baba olmalarına izin verilmez.
        Yavrular taze çimenleri yemeye başlar. Anneler, yavrularını bir-iki sene görüp gözetir. Yeni yavrunun doğumuna yakın, önce doğmuş yavrular artık kendilerini idare ettiklerinden terk edilir.
        Yetişkinlerimiz ekseriya tek başına yaşadıkları halde bazen 5-10'lu gruplar da teşkil edebiliriz. Yurtlarımız, 10-25 km2 kadar olabilir. Eğer fazla nüfus yoğunluğu yoksa, bu saha 50 km2' ye kadar çıkabilir. Yurdumuzun sınırını seslerimizle belirleriz. Herkes hususi seslerle: "Bu bölge benimdir, kimse girmesin." diye âdeta ilân eder. Siyah gergedanın yurt sahası, orman veya açıklık olması durumuna göre 3-90 km2 arasında değişebilir. Dişiler biraz daha esnek olup, birbirlerinin sahasına geçtikleri halde, erkekler çok katı olduklarından başkasının sahasına girmez.
      Erkeklerimiz arasında ölümle neticelenebilen kavgalar yaşanır. Bilhassa siyah gergedan türümüzde vuruşmalarda ölüm nisbeti yüksektir. Erkeklerin % 50'si, dişilerin ise % 30 kadarının ölümcül yaralar alarak hayata veda ettikleri tahmin ediliyor. Bu yüksek ölüm nisbetinden dolayı, nüfus dengemizi korumakta sıkıntı çekiyoruz. Hindistan'da yaşayan türümüz çok kavgacıdır, hattâ bazen fillere bile saldırır. Beyaz gergedan türümüz ise, daha yumuşak başlı ve uysal olmasına karşılık, vücutları daha iri ve ürkütücüdür. Bunlar, görüntülerinden istifade ederek, büyük bir grup teşkil edip yavrularını korurlar.
   Başta da belirttiğim gibi, boynuzlarımız sebebiyle avlandığımızdan, sayılarımız çok azalmıştır. Siyah gergedan türümüz; 1970 -1990 arasında, 100.000'den 3.000'e kadar inmiştir. Böyle giderse, herhalde tükeneceğiz. İçinizdeki katı kalbli insanların hırslarını dizginlemeleri için dua etmekten başka şansımız yok! Hayvanlara, otlara ve böceklere bile merhametle yaklaşan atalarınız gibi, tabiata ve insanlara dost, kendisiyle barışık bir insan modeli gelişirse, biz de kurtulmuş olacağız. Soyumuz tükenmeden, o hayırlı insan modelinin sözü ele geçirdiğini, asayiş ve huzurun temsilcisi olduğunu görmek, bizi ziyadesiyle sevindirecektir.
     
   * Prof. Dr. Arif SARSILMAZ’IN MAKALESİ SIZINTI DERGİSİ’NDEN ALINDI *
   

ANA SAYFA
****
****
face paylaş
****

YASAL UYARI

****
İLETİŞİM SAYFASI
****
****
****
FACEBOOK  SAYFAMIZ
 ****
HABERLER
****
ANA SAYFA
****

*******

Bu site en iyi Internet Explorer 5.0 ve üzeri sürümlerde  1024x768 piksel ayarlarında görüntülenir.

COPYRIGHT © 2005 BY ALTUNTOP.ORG / Abdülhakim ALTUNTOP HER HAKKI SAKLIDIR.